Plastiği hayatımızdan çıkarmak kimilerine imkânsız görünüyor, kimilerineyse takıntılı bir düşünce gibi… Çoğu kişi de kendi hayatında aldığı ufacık önlemlerin çok büyük sonuçları olacağına inanmıyor, boşveriyor.
Kuzey Pasifik Okyanusu’ndaki Midway Adası, en yakın kıtadan 2000 mil uzakta. Adından da anlaşıldığı gibi, iki kara parçasının tam ortasında… Fotoğraftakiyse, o adada yaşayan ve midesi plastikle dolduğu için açlık ve susuzluktan ölen bir albatros…
Bu yaz çocuklarla uzun süre evden uzak kaldıktan sonra geri dönüp, günde bir değil pek çok kez çivisi çıkan evin orasını burasını düzeltme gerekliliğini yeniden hatırlayınca “Bu işte bir terslik var,” diye düşünmüştüm. Beş dakika sonra yerinden oynatılacak yüzlerce nesneyi bıkmadan usanmadan tekrar tekrar yerlerine koymak pek akıl kârı bir iş değildi. Lakin, yapmasan da olmuyordu işte. Ev işinin en sinir bozucu tarafı, yapılınca kimsenin fark etmemesi, yapılmayıncaysa hayatın sekteye uğraması değil mi zaten? O sırada yaz boyu kullandığımız eşyaları barındıran henüz açılmamış bavula bakıp “İnsan aslında bu kadarcık şeyle de yaşayabiliyor,” demiştim. Ki bu, bavulumuzun iki çocuktan sonra büyümüş haliydi…
Ben evde kullanılmayan eşya tutmayı sevmem. Bengü’yle bu konuda anlaşırız. Fakat ayırdığımız eşyaları ne yapacağımıza karar vermeye gelince anlaşmazlık başgösterir. Bengü bir an önce evden çıksınlar ister, bense her şey mutlaka işe yarayacağı bir ev bulsun isterim. Başlarım kategorilere ayırmaya: Arkadaşlara verilecekler, sahafa götürülecekler, muhtarlığa, ihtiyaç sahiplerine verilecekler, Freecycle’da duyurulacaklar… Bu da, itiraf ediyorum ki, vedalaştığımız eşyaların bir süre daha etrafta sürünmesine neden olur. Bu kez sanırım her şey ikimizi de memnun edecek şekilde gelişti.
Van’daki depremin sevinilecek bir yanı yok elbette. Ama orada buz gibi soğukta geceyi sokakta geçiren insanları, özellikle de bebekleri, çocukları düşününce, sadece yarım saat içinde, biraz dolap karıştırmak suretiyle bu kadar battaniye, ayakkabı, bebek maması, kaşığı, bezi ve çocuk giysisi topladım – üstelik çocukların odasını daha yeni hafifletmiştim. Birazdan çıkıp aracılara ulaştıracağım. Fazla düşünmeye gerek yok. Onların her şeye bizden daha fazla ihtiyacı var şu anda.
Yardımlarını ulaştırmak isteyenler için, şahsen doğruluğunu teyit ettiğim kanalları paylaşıyorum…
Kış boyu çocukların hastalıklarından şikâyet edip durdum. Nisanda bitmesi beklenen bu çile, haziran sonunda nihayet bitti. Dokuz aylık bir maratondan sonra, yaklaşık beş haftadır kimsenin burnunu silmiyor, kimsenin ilaç saatini takip etmiyorum.
Derin üç buçuk yaşına gelip de yuvaya başlayana dek pediatrik ecza dolabımız şu ilaçlardan ibaretti…