beni kategorize etme kategorisindeki yazılar
beni kategorize etme, yayın »
Geçen hafta aniden eşini kaybeden Kaan Sezyum’un 13 Mart 2010 tarihli Radikal Cumartesi’nde yayımlanan yazısını paylaşmadan geçemeyeceğim…
annelik, beni kategorize etme »
Bugün, Bengü’yle resmi birlikteliğimizin onuncu yılını bitirdik.
Aşk, dostluk, bir küçük şapşal… Bir de yoldaki…
Geçen gün görevi bırakan bir genel yayın yönetmenimizin dediği gibi: That was a good life.
beni kategorize etme »
Antoine de Saint-Exupery’nin bir sözü var: “La perfection est atteinte, non pas lorsqu’il n’y a plus rien à ajouter, mais lorsqu’il n’y a plus rien à retirer.”
“Buyur?” diyorsanız, bir güzel çevirisi de var İngilizce’ye: “Perfection is finally attained not when there is no longer anything to add, but when there is no longer anything to take away.” Şu anda pek çeviri yapacak halde değilim, ama kısaca şöyle diyebiliriz sanırım: Ekleyecek değil, çıkaracak bir şey kalmadığı zaman mükemmellik yakalanmış demektir.
Hepimiz her gün bir çeşit jonglörlük yapıyoruz. İşimiz, sosyal hayatımız, çocuklarımız, ev işleri, angaryalar, hobilerimiz, ertelediklerimiz, hayatı bir anda rayından çıkaran acil durumlar, hastalıklar arasında, hiçbir şeyi elimizden düşürmeden, giderek daha hızlı çevirebileceğimizi sanarak ilerlemeye çalışıyoruz. Daha fazlasını üstlenene kadar da anlamıyoruz önceki hayatımızda aslında daha ne kadar çok şeye yer olduğunu. Peki günümüzün her dakikası tıka basa dolu olmak zorunda mı gerçekten?
beni kategorize etme »
Anneler Günü’nü de, Babalar Günü’nü de, Sevgililer Günü’nü de oldum olası sevmem. Kendi annesini kaybettikten sonra, hayatta olan, olmayan bütün anneleri anmak, hoş tutmak için Anneler Günü nanesini icat eden Anna Jarvis bile yıllar içinde bu günün ne kadar ticarileştiğini gördükçe, yaptığına yapacağına pişman olmuş.
Önceleri sadece buradan bakıyordum konuya.
Dün, bir dükkânın vitrininde bir poster gördüm. Şöyle diyordu…
beni kategorize etme »
2003 tarihli bir Austin Chronicle’dan:
Married couple looking for other mid 20-mid 30 straight monogamous couples to hang out with for bbq, drinks and socializing. No drugs, no couple swapping.
beni kategorize etme »
Bundan bir hafta önce, THY İstanbul-Amsterdam seferinde hayatını kaybeden “iş adamı ve yelkenci” Bülent İçgören’i “son yolculuğuna uğurladık.” Gazeteler öyle dedi.
Cenazeden önceki üç günü haber kanallarının karşısında geçirdim, kimliklerin açıklanmasını bekleyerek. Uçakta tanıdık olmasaydı bile aynı şeyi yapardım herhalde, çünkü Oktaycım’a karşı tuhaf bir sorumluluk hissediyorum bu konuda. Sanki bana kazanın ayrıntılarını soracak bir gün karşılaşırsak…
“İş adamı ve yelkenci” Bülent İçgören, bundan on altı sene önce, çocukluğumun geçtiği, dedemin Balmumcu’daki bahçeli evini satın alan kişiydi. Satıştan sonra bizimkilerle arkadaş olan, bizi ara sıra eski evimizde ağırlama inceliğini gösteren, baharda anneme telefon edip “Babanın meyveleri oldu, gel de ye,” diyen, oğlunu kapıp Marmara Adası’na gelen, Bengü’nün yelken aşkını öğrenince bizi defalarca teknesine davet eden (Bengü’nün baş parmağındaki yara izi ondan hatıradır) çok hoş bir insandı. Özgüveninden beslenen güzel bir ses tonu, daha da güzel bir gülümseyişi vardı. Lafını dolandırmadan söylerdi. Baba gibi babaydı. Karısından boşandığı halde çocuklarından boşanmamış olması o yaşta bile dikkatimi çekmişti.
Tıpkı babam gibi, çok güzel bir kış gününde, Ortaköy’den, deniz kenarından, müthiş bir kalabalık eşliğinde gitti. Ölüm ne kadar zamansız gelmiş olursa olsun, yine Oktaycım gibi, “Yaşamak bu herhalde,” dedirtti.
beni kategorize etme »
Amerika’da her yılbaşı herkes new year’s resolutionlarından bahsederdi, bütün dergilerde bununla ilgili yazılar olur, bütün mağazaların pazarlama stratejileri bunun üzerine kurulurdu. Türkçe’ye çevirecek olsak, yeni yıl kararları demek gerekir herhalde. Bizde o kadar yaygın bir olgu değil, gördüğüm kadarıyla. Daha mı gerçekçiyiz acaba?
Amerikalılar genellikle her yılbaşı, o yıl aileleriyle daha “kaliteli” zaman geçirmeye, stresten uzak durmaya, daha sağlıklı, daha düzenli yaşamaya, borçlarını kapatmaya ant içerler. Bu ant, aradan bir hafta geçmeden unutulur.
Temiz bir sayfa açma arzusu hepimizin içinde bir nebze var. Benim yeni yıl kararlarımın yeni yılla bir ilgisi yok, zaten yapmaya çalışmakta olduğum şeyler. Ama kaydedilen ilerlemeyi ölçüp biçmek açısından yılbaşı iyi bir zaman.
Madem öyle, ben bu yıl:
beni kategorize etme »
Bugün, seni görmeyeli iki sene oluyor.
Bu sürede neler oldu?…
beni kategorize etme »
Kuzen Güneş’in kurucularından olduğu Yüksek İşler şirketi Discovery Channel’da…
Yüksek İşler bir grup dağcı-tırmanışçıdan oluşuyor. İskele, vinç gibi geleneksel erişim yöntemlerinin kullanılamadığı veya verimli olmadığı özel alanlarda; ses, ışık, görüntü sistemleri ve dekoratif malzemelerin sahne çatısına asılmasında; uçuş efektleri, dublörlük, vs. gerektiren prodüksiyonlarda maharetlerini gösteriyor; şenliklerde sizi bir ipe bağlayıp metrelerce yüksekten aşağı sallandırıyorlar. Gökdelenlerin camlarını bile siliyorlar.
Güneş, koltuk değnekli olan (köprüden düşmedi, motosiklet kazası geçirdi).
beni kategorize etme »
“Ne karar verirseniz verin, yanlış karar olacak,” demişti. Bu, yarısı dolu bardak yaklaşımıyla, ne karar verirsek verelim doğru karar olacağı anlamına da geliyordu aynı zamanda. Bahar “Yurtdışının eksileri az, ama artıları da az; Türkiye’nin eksileri çok, ama artıları da çok” demişti. Elmalarla armutların toplanamadığını daha ilkokulda öğrenmiştik. Karşılaştırdığımız şeyler aynı değilken, basit bir matematik hesabı olmayacaktı bu karar.
