ana sayfa » arşiv

February 2008 arşivi

ekoloji, yeniden kullanım »

[19 Feb 2008 | İlk yorumu siz yapın | ]

Migros, çevre veya tasarruf denince aklıma ilk gelen şirketlerden değil açıkçası. Belli ebat dahilinde iki boyutlu her tür kâğıt nesneye ayraç gözüyle baktığım için, geçen gün mağazalardan birinde ekmek şeklinde kesilmiş bir el ilanı çarptı gözüme. “Ekmek israfını önlemek ve yol açtığı ekonomik kayıpları en aza indirmek için” öneriler sıralanıyor ilanda. Kendi internet sitelerindeyse, çevre alanındaki sosyal sorumluluk projeleri listelenmiş. Van Gölü’nü temizleyip, 2006 yılında mağaza ve yönetim birimlerinden toplanan 18.000 ton kâğıt, karton, ambalaj ve metal atığı geri dönüştürmüşler. Dönelim el ilanına…

annelik, derin'e mektuplar »

[15 Feb 2008 | İlk yorumu siz yapın | ]
10. Ay: Destroyer

Derinim,
Bu ay sen bir insan oldun. Bu ne mi demek? Evimizdeki üçüncü kişinin varlığı iyice belirginleşti demek. Bu ay eşyalarımızı bıraktığımızdan çok farklı yerlerde bulmaya başladık. Sen uyurken o günkü maceralarından başka bir şey konuşamaz, “Şimdi Derin olsa şöyle yapardı,” diyerek sık sık seni taklit eder olduk. Sense gerek emekleyerek, gerek sıralayarak evin altını üstüne getiren, sana yasak olduğunu bildiğin şeyleri yapmak için bizim bakmadığımız anları kollayan, hatta bu yasakların üzerine oyunlar kuran bir küçük adama dönüştün. Artık büfeye tırmandığında, ayraçları koparmaya başladığında birimizin mutlaka koşup seni yakalayacağını biliyor, o yüzden ya bu işleri mümkün olduğunca sessiz yapıyor, ya da adrenalin hücumuna uğramak istediğinde, hedefe yaklaştıkça arkana dönüp dönüp bize bakıyor, harekete geçtiğimizi görür görmez de hızlanıp taa iç organlarından gelen kahkahalar atıyorsun. Senin bilmediğin bir önleme güvenerek yaptığın şeye kayıtsız kalacak olursak da, o minicik kolunu uzatarak hayretle avucunu açıp kapamaya başlıyor, bizi huzuruna çağırıyorsun.

dil, edebiyat »

[13 Feb 2008 | İlk yorumu siz yapın | ]

Do not stand at my grave and weep,
I am not there, I do not sleep.
I am in a thousand winds that blow,
I am the softly falling snow

beni kategorize etme »

[7 Feb 2008 | İlk yorumu siz yapın | ]
yüksek işler

Kuzen Güneş’in kurucularından olduğu Yüksek İşler şirketi Discovery Channel’da…

Yüksek İşler bir grup dağcı-tırmanışçıdan oluşuyor. İskele, vinç gibi geleneksel erişim yöntemlerinin kullanılamadığı veya verimli olmadığı özel alanlarda; ses, ışık, görüntü sistemleri ve dekoratif malzemelerin sahne çatısına asılmasında; uçuş efektleri, dublörlük, vs. gerektiren prodüksiyonlarda maharetlerini gösteriyor; şenliklerde sizi bir ipe bağlayıp metrelerce yüksekten aşağı sallandırıyorlar. Gökdelenlerin camlarını bile siliyorlar.

Güneş, koltuk değnekli olan (köprüden düşmedi, motosiklet kazası geçirdi).

http://www.youtube.com/watch?v=T_o8c425nLc

dil »

[5 Feb 2008 | İlk yorumu siz yapın | ]

Şebnem P.nin Yapı Fiziği dersi ödevi.

* AKM’nin sahnesi çok iyi ama teknik problemi var.
* Işığı ve sesi yeterli değil.
* Teknik donanımı zayıf.
* Birkaç akustik problemi eksik ama giderilebilir.

Demek ki, AKM’nin yeterince akustik problemi yok, biz ekleyeceğiz.

* AKM’nin akustiği nal şeklinde ki bu dünyadaki pek çok opera salonunda olduğu gibi sadece yan panellere ihtiyaç duyuyor çünkü sahnedeki kişi kendi sesini yalın biçimde duyamıyor. Ahşap tavan, yansıtıcı paneller arasına ışıklar yerleştirilmiş, balkon da ses yeterli netlikte değildi.

AKM’nin akustiği nal şeklindeymiş. Bunu duyunca konsantrem bozuldu.

dil »

[3 Feb 2008 | İlk yorumu siz yapın | ]

İşletme Fakültesi öğrencisi Gözdem Ç.nin ödevi. Aslı gibidir. Kendisi, belli ki Türkçe derslerinde hep yok yazılmış. İlkokul coğrafyasının etkisinden kurtulamamakla beraber, 10 katlı bir alışveriş merkezini 12 katlı inşa edecek teknolojiyi de keşfetmişe benziyor:

beni kategorize etme »

[3 Feb 2008 | İlk yorumu siz yapın | ]

“Ne karar verirseniz verin, yanlış karar olacak,” demişti. Bu, yarısı dolu bardak yaklaşımıyla, ne karar verirsek verelim doğru karar olacağı anlamına da geliyordu aynı zamanda. Bahar “Yurtdışının eksileri az, ama artıları da az; Türkiye’nin eksileri çok, ama artıları da çok” demişti. Elmalarla armutların toplanamadığını daha ilkokulda öğrenmiştik. Karşılaştırdığımız şeyler aynı değilken, basit bir matematik hesabı olmayacaktı bu karar.

dil, edebiyat, yayın »

[2 Feb 2008 | İlk yorumu siz yapın | ]

Eğer ben yazar olsaydım zaten böyle bir roman yazmazdım. Neyse varsayalım ki yazdım, sonunu böyle açık ve saçma bitirmeyeceğim kesindi. Ben olsam Yeşim’in Akın’ı açık açık öldürdüğünü belirtir, daha sonra ortaya çıkıp cesurca yaptığını itiraf etmesini ve gerekçesini de anlattırırdım. Ortaya saçma bir aşk sıkıştırmazdım. Profesörün evlenme isteği beni bitirdi zaten. Neyse ki onun sonucu da muamma. Ardından da zeki profesörümüzün zehir avukatı sayesinde onu hapishaneden çıkarttırırdım. Ama ısrarla “aşka hayır” diyorum. Hemen aşk sokuşturmazdım ben, aşk olmasa bile çıkar ilişkisi söz konusu olurdu benim sonumda.